Uygun fiyatlı ekmek için düğmeye basıldı
Sonraki Haber ›
2025 yılında 185 farklı ülkeye 230 çeşit savunma ürünü ihracı
Altın Fed kararına odaklandı! Uzman isimden yatırımcıya: Yıl sonuna dikkat
Küresel piyasaların gözü kulağı ABD Merkez Bankası'nın (Fed) açıklayacağı faiz kararına çevrilmişken, altın fiyatlarında sert kar satışları ve geri çekilmeler ile güne düşüle başladı. Ancak ilerleyen saatlerde altın fiyatları kayıplarını geri aldı. Ons altının kriz döneminde adeta bir "sigorta poliçesi" işlevi görerek yatırımcıya nakit sağladığını belirten Yatırımım Trader CEO'su Candaş Atalay, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve Çin’deki güçlü kurumsal taleple birlikte yıl sonunda altın piyasasında y
Spot altın güne yüzde 0,8 düşüşle 4127 dolar seviyesinden başladı. Ancak ilerleyen saatlerde kayıplarını geri alan spot altın 4167 dolar seviyesine yükseldi. Gram altın yüzde 0,1 yükselişle 6175 TL'den işlem görüyor. Spot gümüş ise yüzde 0,7 düşüşle 61,59 dolar seviyesinde.
Dünya genelinde makroekonomik verilerin yakından takip edildiği kritik haftada, altın piyasası Fed'in çarşamba günü açıklayacağı para politikası kararları öncesinde baskı altında kaldı.
Geçen hafta ABD'den gelen ekonomik ve istihdam verileri Fed'in olası bir faiz artırma ihtimalini düşürse de karar öncesi fiyatlarda dalgalanma sürüyor. Altın fiyatları 2026 yılında ise ABD-İran çatışmaları yüzünden yüzde 25'ten fazla değer kaybetti.
GÖZLER FED KARARINDA
Analistler, Fed'in faiz kararı ve sonrasında Başkan Kevin Warsh'ın yapacağı açıklamaların piyasanın orta vadeli yönünü tayin edeceğini öngörüyor. Toplantıdan çıkacak mesajların satıcılı seyri derinleştirebileceği gibi, olası bir güvercin (gevşeme yanlısı) tonun altın fiyatlarında hızlı bir tepki alımını tetikleyebileceği de belirtiliyor.
'YIL SONUNA DOĞRU ALTINDA YENİ BİR BOĞA KOŞUSU GÖREBİLİRİZ'
Yatırımım Trader CEO’su Candaş Atalay, altın piyasasındaki güncel gelişmeleri ve yıl sonuna ilişkin beklentilerini paylaştı. Kısa vadede ABD doları ve ABD Hazine tahvil getirilerinin altının yukarı yönlü hareketlerini sınırlandırdığını belirten Atalay, buna karşın artan çeşitlendirme talebi, merkez bankası alımları ve altına dayalı yatırım fonlarına (ETF) yönelik girişlerin yıl sonuna doğru fiyatları hareketlendireceğini öngördü. Atalay, ABD dolar endeksinin düşüşe geçmesiyle birlikte altın piyasasında yeni ve uzun soluklu boğa koşularının görülebileceğini ifade ederek, yıl sonuna doğru altın birim fiyatının yükseliş göstereceği tahmininde bulundu.
ÇİN'DE KURUMSAL TALEP GÜÇLÜ, İÇ PİYASADA PRİMLER SIFIRLANDI
Küresel talep tarafında özellikle Çin’den gelen talebin iyi seviyelerde olduğuna dikkat çeken Candaş Atalay, Şangay altın priminin Londra piyasalarına kıyasla ons başına 20 dolar seviyelerinde konumlandığını aktardı. Bu prim seviyesinin Çin piyasasındaki güçlü altın talebini tescillediğini vurgulayan Atalay, bu talebin büyük kısmının kurumsal kaynaklı olduğunu, kuyumculuk ve altın sikke talebinin ise mevsimsel durgunluk nedeniyle halen zayıf seyrettiğini belirtti. Atalay ayrıca, son dönemde hem Çin hem de Hindistan’da hayata geçirilen yeni düzenlemelerin altın piyasasını desteklediğini ifade etti.
Türkiye iç piyasasına da değinen Atalay, uzun aylar sonra altın fiyatlarının neredeyse uluslararası spot fiyatlarla eşitlendiğini kaydetti. Bu durumun içeride altına olan talebin durma noktasına geldiğinin bir göstergesi olarak okunabileceğini belirten Atalay, mevcut dönemin adil fiyattan altın almak ve yüksek prim ödemek istemeyenler için ciddi fırsatlar barındırdığına işaret etti. Atalay, 24 ayar ürünlerde neredeyse primsiz alım yapılabilirken, 14 ve 18 ayar ürünlerde pazarlık kozunun hiç olmadığı kadar tüketici lehine geçtiğini gözlemlediklerini aktardı.
"ALTIN KRİZ ANINDA SİGORTA POLİÇESİ İŞLEVİ GÖRDÜ"
Ons altının Ocak ayı sonunda 5600 dolar seviyesini görerek tüm zamanların zirvesine çıkmış olabileceğini ifade eden Yatırımım Trader CEO'su, buna rağmen altın birim fiyatlarının hala iyi seviyelerde konumlandığını düşündüğünü belirtti. İran-ABD savaşı döneminde enflasyon korkularının baskın gelmesi, tahvil getirilerinin artması ve dolar endeksinin güçlenmesinin piyasada hazır nakit kullanımını zorunlu kıldığını hatırlatan Atalay, şöyle devam etti:
"Bu ortamda yatırımcılara ihtiyaç duydukları nakdi, portföylerindeki altın sağladı. Doğal olarak altının nakde dönüştürülmüş olması altın birim fiyatları üzerinde bir baskı kurdu; ancak bu durum altının bir güvenli liman varlığı olmadığı anlamına gelmemeli. Altın, sonuç itibarıyla bu nakdi kriz anında sağlayan ana varlık konumundaydı. Bu noktada altın, bir bakıma bir sigorta poliçesi işlevi gördü ve bu poliçe gerektiği anda nakde çevrildi."
Geleceğe yönelik toparlanma sinyallerine de değinen Candaş Atalay, Hürmüz Boğazı’nın tekrar açılmasıyla birlikte ticaret hacminin canlanacağını, savaş döneminde azalan gelirlerin yeniden artacağını vurguladı. Atalay, artan gelirle birlikte savaş döneminde nakde dönüştürülmek üzere satılan altınların yeniden yerine konmaya başlanacağını ve bu geri alımların altın fiyatlarında yeni bir tetikleyici rol oynayacağını sözlerine ekledi.
ALTINDA 6 BİN DOLAR, GRAMDA 10 BİN TL SENARYOSU! UZMAN İSİM AÇIKLADI
Altın ve Para Piyasaları Uzmanı ve İstanbul Mücevherciler, Kuyumcular ve Sarraflar Derneği (İMKUSAD) Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Yıldırımtürk, merkez bankalarının altın alımlarının devam ettiğini belirterek ons altında yıl sonunda 5.500-6.000 dolar, gram altında ise 10 bin TL’nin üzerindeki seviyelerin sürpriz olmayacağını söyledi.
Mehmet Ali Yıldırımtürk analizinde şunları söyledi:
"Tabii, özellikle altında birkaç etken var. Ana etken; özellikle uluslararası para niteliğindeki doların, bundan böyle bu niteliğini her geçen gün biraz daha zayıflatacağını ve onun yerine yeni bir para birimi arayışının şu anda sürdüğünü –ama bu epeyce bir zaman alacak– düşünüyorum. Ve bu paranın muhtemelen bir kripto para olma olasılığı üzerinde duruluyor; ben de buna katılıyorum. O bakımdan, özellikle merkez bankalarından, Amerikan tahvillerinden çıkışlerin olduğunu görüyorum; Çin Merkez Bankası başta olmak üzere. Onun yerine altın alıp rezervlerini artırmaya çalışıyorlar. Altının en büyük destekçisi bu ve bundan böyle de devam edecek.
KÜRESEL SAVAŞ DÖNEMLERİNDE ALTIN FİYATLARI NEDEN DÜŞER?
Ama bunun yanında, özellikle savaşla beraber altın fiyatında bir satış baskısı gördük. Çok da doğaldır. Herkes yadırgadı; 'Savaş olunca altın yükselmez mi?' diye. Yükselmez. Yani bundan önceki savaş dönemlerinde bunu çok yaşadık; geçmişten beri bu sektörün içindeyim. Savaş öncesinde fiyat beklentiyle yükselir; savaş başladığında artık beklentiler alınmış, gerçekler satılmaya başlar. Çünkü o ülkelere artık silah ve mühimmat lazımdır; onun yerine altın satıp bunları alırlar. Ve aynı şekilde oradaki bireyler de –özellikle bu coğrafyada, yani komşularımızda bunları çok sık gördük– savaş öncesinde altın alırlar; 'Savaş olacak, işte paramızın değerini koruyalım' falan gibilerden. Örneğin; Kuveyt, Irak tarafından saldırıya uğrayınca Kuveyt dinarının hiç para etmediğini, kağıt parçası olduğunu gördük o dönemde. Onun için savaş öncesinde altın yükselir ama savaş başladıktan sonra düşer.
Tabii diğer taraftan petrol fiyatının da yükselmesi altını bir miktar baskıladı. O nedenle altın fiyatlarında şubat ayının ortalarından beri –yani savaş başladıktan sonra– bir geri çekilme oldu. Ama bu geri çekilme, sene başındaki yükselişin oldukça şaşırtıcı ve beklentilerin çok üstünde olmasından dolayı bir düzeltme hareketi olarak algılandı.
FED BAŞKANI KEVIN WARSH VE FAİZ BEKLENTİLERİNİN ETKİSİ
Şimdi de özellikle Amerika'nın kendine göre özellikleri var. Amerikan Merkez Bankası Başkanı Kevin Warsh geldi. Kevin Warsh, aslında Trump'ın özellikle 'faiz indirir' diye getirdiği bir adam olmasına rağmen, Amerika'da merkez bankalarının kendi kuralları ve özerklikleri başkana göre değişmez. Bundan önce de öyle oldu. Ve 'Ekonomik verilere bakarak biz faiz kararı vereceğiz' dedi ilk toplantısında Kevin Warsh. Ki işte bugün de herhalde o toplantının tutanakları açıklanacak. Evet, bir faiz değişikliği olmadı ama 'Belki iki defa daha faiz artırımı yapılabilir' gibi bir algı oluşunca bu da altını baskıladı. Altın, o ilk etaptaki 5000 dolar civarındaki destek konumunu önce 4500'e, sonra da 4000'e, hatta çok küçük bir aralıkta 3975 dolara kadar geriletmişti.
MERKEZ BANKALARININ FAİZ SÖYLEMLERİ VE JEOPOLİTİK GEVŞEME
Geçen hafta Portekiz'de yapılan yine Merkez Bankası Başkanları Toplantısı'nda Kevin Warsh, 'Yeni ekonomik verilere bakacağız ama petrol fiyatının gerilemesi enflasyonist baskıyı biraz azaltabilir' şeklindeki açıklamalarıyla bir faiz artırımı beklentisinin yüzdesini oldukça düşürdü. Daha önce %33-%35 gibi bir tahmin vardı, şimdi %20'ye düşürüldü. O zaman da altın bundan hemen destek aldı ve 4000 dolar üzerinde kalmaya çalıştığı birkaç gün oldu. Ondan sonra altın 4000 doların hemen 100-150 dolar üstüne çıktı akşam faslında. Şimdi de işte 4100-4150 bandında hareket ediyor.
Jeopolitik gerginliklerde evet, İran'la Amerika arasında bir anlaşma olacak gibi görünüyor; bunun bir iyimserliği var ama hala masadan resmi bir rapor çıkmış değil tabii. Zaman zaman işte Hürmüz'de patlamalar oluyor. Ama Hürmüz'den artık sevkiyatın yapılabilmiş olması petrol fiyatlarını da bayağı bir baskıladı.
Bu arada dolar, özellikle bu tahvil satışlarından dolayı yükselmişti. Çünkü tahvili dolarla satıp sonra o dolarla altın alıyorlar. O bakımdan dolar endeksi 102'lere kadar çıktı ki bu çok tabii beklenmedik seviyelerdi. Şimdilerde 101'lerde, 100.50'lerde. Euro cinsinden bakacak olursak orada da 1.1350'lere kadar geriledi, hatta dün 1.1320'leri gördük. Bugün de 1.1435 seviyesinde. Önümüzdeki günlerde yine artık dolardan altına geçilme süreci olduğunda, ben dolar endeksinin tekrar 100 ve 100'ün altına –daha önce 98'leri de görmüştü– euro/dolar paritesinin de önce 1.15, sonra 1.1650, 1.17 seviyelerine tekrar önümüzdeki aylardan itibaren ulaşacağını düşünüyorum.
Çünkü yine aynı toplantıda Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde da Kevin Warsh'un 'Biz beklenti oluşturmayacağız, gerçek neyse onu söyleyeceğiz' demesine 'Christine Lagarde'a ben de katılıyorum' diyerek destek verdi. Bir önceki toplantıda bir faiz artırımı yapmıştı, bu açıklaması 'Bundan sonra bir faiz artırımı yapmayacağı' anlamına da geldi. Bu da bir noktada altını destekledi.
YAZ AYLARINDA PİYASA DURGUNLUĞU VE SENE SONU ONS TAHMİNLERİ
Bugünlerdeki gerileme biraz NATO zirvesinden de kaynaklanıyor olabilir. Özellikle yaz aylarında, yani temmuz-ağustos ortalarına kadar hem büyük fon yöneticileri hem de fonda işlem yapan yatırımcılar tatile çıkmış oluyor; bu yüzden işlem hacimleri düşebiliyor. Bundan kaynaklanıyor. Bir de perşembe günü açıklandı ya tarım dışı istihdam ve işsizlik; o veriler de beklentilerden zayıf gelince faiz artırım beklentisi orada da törpülendi. Onun için zaten biraz gevşemişti ama ben ağustos ortalarına kadar altının yine bu seviyelerde, yani 4000, 4050, 4300, 4350 bandında olacağını, ağustos sonuna doğru 4500 dolar seviyesini göreceğimizi düşünüyor; sene sonunda da aynı zamanda Trump'ın senato yenileme seçimlerinde ne kadar oy alacağı ya da bir hazine engeliyle karşılaşır mı gibi beklentilerin ve bu belirsizliğin altına destek olacağını öngörüyorum. Bu bakımdan sene sonu beklentilerinde 5500 dolar, 6000 dolar seviyesinin görülmesi çok da şaşırtıcı olmayacak. Bu seviyeleri aslında orta ve uzun vadeli alım fırsatı olarak değerlendirmek gerekiyor.
Merkez bankaları olarak Çin Merkez Bankası başta olmak üzere Polonya, Özbekistan, Kazakistan ve buna benzer diğer ülkelerin altın alışlarının olduğunu görüyoruz. Dünya Altın Konseyi raporunda da bu belli. Aynı zamanda Dünya Altın Konseyi raporundaki merkez bankaları arasında yapılan ankette, merkez bankalarının %45'inin altın alma eğiliminde olduğu ortaya çıktı. Ve yılbaşından bu yana Çin'in 41 ton civarında altın almış olduğu belirtiliyor. 8 ton Özbekistan almış, Polonya daha çok almış. Bu çerçevede yine altın alımlarına oradan destek gelecek diye düşünüyorum.
İÇ PİYASADA MERKEZ BANKASI REZERVLERİ VE DÖVİZ KONTROLÜ
İç piyasada ise bizde, özellikle İran-Amerika gerilimi başladığında dolara müdahale ettiğimiz o dönemde, Merkez Bankası'nın uyguladığı kontrollü kur uygulaması nedeniyle elindeki altınların belirli bir kısmını sattığını gördük; o dönem herhalde 53 ton satıldı. Ve bu miktarda da dışarıdan dolar temin etmek için swap yapıldı. Rezerv mümkün olduğu kadar belirli bir yerde tutulmaya çalışılıyor. Son hafta açıklanan net döviz rezervi 28,5 milyar dolar civarında ama brüt olarak swap'larla ve zorunlu karşılıklarla elinde 150 milyar dolar gibi bir tutar var. Dövizde de kontrollü bir kur uygulamasıyla neredeyse fiyatlar çok sınırlı bir şekilde, parite oranına da bakarak ilerliyor. Dolayısıyla vatandaş iç piyasa itibarıyla dövizde büyük bir hareket olmayacağını anladığı için –ki geçen sene dolarda %20 artış, altında Türk Lirası bazında %103 artış olmuştu– dolardan altına geçenlerin yılbaşından beri yoğun olduğunu görüyoruz.
Ama bir taraftan da enflasyonda sürprizler olabiliyor. Geçen gün açıklanan haziran ayı enflasyonu düşük gelmiş olmasına rağmen, şimdi yapılan zamların temmuz ayında enflasyonu biraz daha yüksek çıkaracağı beklentisi var. Böyle olunca da her ne kadar TÜİK rakamları açıklıyorsa da vatandaş TÜİK'in rakamlarına çok inanmıyor. Çünkü pazara, çarşıya gidip bakıyor ki fiyatlarda sakinleşme, düşme yok; bilakis mevsim meyve ve sebzelerinde bile fiyatların hala yüksek olduğunu görüyoruz.
VATANDAŞIN ALTIN DAVRANIŞI VE GRAM ALTINDA SENE SONU HEDEFLERİ
İnsanlar enflasyonun düşeceğine inanmadığı için parasının değerini korumak amacıyla orta ve uzun vadede altın alıyorlar. Bunu fiziki olarak alıyor, kendi pozisyonuna göre kaydi olarak bankadan alıyor veya fon olarak aracı kurumlardan, borsadan sertifika şeklinde alıyor. Son dönemde altın fiyatının çok hızlı düşmesinden vatandaş hiç irkilmedi, hiç telaşlanmadı. "Aman benim elimde pahalı altın var, daha da düşecekmiş, götüreyim satayım" demedi. Bilakis "Altın düşmüş, ben gideyim hemen alayım" dedi. Harcamalarına göre ayırabildiği miktar neyse o şekilde altın almaya devam ediyor. Yani elinde ne kadar para varsa onunla altın almak isterken, ne kadar ihtiyacı varsa elindeki altından sadece ihtiyacı kadar olanını sattığını görüyoruz.
Dolayısıyla şimdilerde 6150, 6200, 6250 TL seviyelerinde olan altının önümüzdeki günlerde yine 6500, 6750; eylül ayı itibarıyla 7500, 8000; sene sonu itibarıyla da 10.000 - 10.500 TL seviyelerinde olma olasılığı var. Çünkü dolar/TL'de bu süreç başlamadan önce sene sonu beklentisi 48-49 liraydı, şimdi ise 53-55 lira beklenti var. Bu çarpan etkisi altını 10.000 liranın üzerine taşıyacak diye düşünüyorum. Dolayısıyla müşteri davranışları itibarıyla de durum böyle. Diğer taraftan altın ithalatında kota olduğu için geçtiğimiz sene eylül ayında dışarısıyla iç piyasa arasında kilogram başına 12.000 dolara kadar fark oluşmuştu. Şimdi bu fark, yaz aylarında herkes tatile gittiği için talep düşüklüğüyle beraber şimdilerde 500 dolara kadar indi. Zaman zaman 300 dolar oluyor. İşte o farkı da koyduğunuz zaman 10.500 TL seviyeleri sene sonu itibarıyla geleceğimiz rakamlar olarak görülüyor.
YATIRIMDA RİSKİ AZALTACAK "SEPET" VE GÜMÜŞ STRATEJİSİ
Yani şunu da söyleyeyim; altını bu kadar methedip de "Her şeyinizle altın alın" demiyoruz. Portföyde %30-%40 altın bulundurmalı, %30 da hisse senedi olmalı. Çünkü hisse senedinde de savunma sanayisi, bankacılık ve bilişim gibi sektörlerin hisselerinin beklentilerinin daha iyi olduğu görülüyor. Seçici olmak kaydıyla orada da pozisyon alınabilir. Mutlaka sepet yapılması gerekiyor. O sepetin içinde döviz bulunduracaksanız bence Hazine'nin döviz cinsinden tahvillerinin bulundurulması daha doğru olur. Bir miktar da en az %10-%15 gibi Türk Lirası olmalı. Çünkü mevduat faizleri de fena değil, Merkez Bankası'nın faiz indirimi eylül gibi bekleniyor. Böyle olunca da mevduatta da tutup, günlük veya aylık neyse... Böyle sert, belirsiz ve öngörülebilirliğin zayıf olduğu dönemlerde yatırım araçlarında sert düşüşler olunca, elinizdeki Türk Lirası ile avantajlı yatırımlar yapılabilir.
Bu arada gümüşü de soranlar oluyor. Gümüşte de iki gelişme var: Biri yatırım amaçlı fiyat desteği, diğeri ise endüstriyel metal özelliğinden kaynaklanan destek. Özellikle Çin'de genel sanayi üretiminin artması hem bakır fiyatlarını hem de gümüşü destekliyor. Gümüş; güneş panellerinde, elektrikli araçlarda, tıp ve eczacılıkta kullanılıyor. Endüstriyel tarafta üretim artarsa altından bağımsız olarak gümüş biraz daha yükselebiliyor. Ama altınla bağımlı hareket ettiğinde, altın düşünce gümüş daha fazla düşüyor. O bakımdan portföylerde çeşitlendirme olsun diye %5 belki bulundurulabilir ama gümüşün fiziki olarak alınmasını doğru bulmuyorum; çünkü fiziki alım-satım makası çok yüksek. Onun yerine aracı kurumlar veya bankaların yatırım bölümlerinde hesap açmak suretiyle ons bazında dolar cinsinden kontrat olarak alıp satmanın daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü orada bir trade imkanı veriyor; örneğin onsu 61-63 dolara çıkıyor, bir anda 58 dolara iniyor. İşte o 5-7 dolarlık farklar, üst üste koyduğunuz zaman alıp bekletmekten daha çok kazandırıyor. O bakımdan gümüşü alıp bekletmekten ziyade al-sat yapmak, altını ise alıp beklemek daha doğru. Eğer siz bir iki ay sonra satacaksanız o zaman altın almayın, sürprizlerle karşılaşırsınız. Kendinizi riskten uzak tutmak istiyorsanız en az 6 aylık bir vadeyle altın alıp beklemek daha doğru diye düşünüyorum."
Etiketler
- BIST
- DOLAR
- EURO
- ALTIN


