İkinci el oto yerinde saydı
Sonraki Haber ›
Fitch, Türkiye'nin kredi notunu teyit etti
Kırık tabakları toplama zamanı
Binlerce yıllık tarihi olan porselenin sürdürülebilirliği kirlenen toprak nedeniyle tehlikede. Dünya genelinde sürdürülebilir porselen standartlarının oluştuğunu belirten Bonna markasının patronu Erbil Aşkan, geri dönüşümle yeni koleksiyon ürettiklerini söyledi. Aşkan, “Çocuklarıma şimdiden birer takım ayırıyorum, gelecekte bu porselenleri bulamayabilirler” dedi. Aşkan ile yeşil porselen yaklaşımının detaylarını konuştuk...
İkinci kuşak bir porselen üreticisinden “Kaynaklar azalıyor, çocuklarımın her biri için birer porselen yemek takımı ayırıyorum” cümlesini duymak, ‘sürdürülebilirlik’ kelimesinin klişe kalıplardan çıkıp buz gibi bir gerçek olarak vücut bulması aslında. 1983’ten bu yana porselen işinde olan Karslı Aşkan ailesi, Bonna markasıyla sektörün ihracat şampiyonu. Kar Porselen’in ikinci kuşak temsilcisi olan Genel Müdür Erbil Aşkan’ın üretimde de ihracatta da büyüme hedefi var. Ancak sohbet sürdürülebilirliğe gelince, genel müdür değil ‘baba’ olan Erbil Aşkan’ın sesindeki endişeyi duydum. İnsanoğlunun MÖ 1600’lerden bu yana kullandığı porselenin geleceğiyle ilgili, toprağa bağlı her üründe olduğu gibi riskler var. Erbil Aşkan ile yaptığımız sürdürülebilir porselen sohbetine geçmeden önce kısa bir bilgilendirme yapayım...
KAOLiN OLMADAN OLMAZ
Porselen, yukarda da yazdığım gibi MÖ 1600’lerde Çin’de geliştiriliyor. Ana hammaddeleri kaolin (beyaz kil), kuvars ve feldispat olarak sıralanıyor. Küresel boyutta bu minerallerin yaygınlığı nedeniyle kesin bir toplam tonaj verilmesi zor olsa da dünyada bilinen toplam rezervin 1 milyar tondan fazla olduğu tahmin ediliyor. Çin, yaklaşık 3.5 milyar tonluk devasa kaolin rezerviyle hammadde tarafında söz sahibi. Erbil Aşkan, hammadde yataklarının sahipliği konusunda son dönemde ciddi satın almalar olduğunu, belli grupların pazarda dominant hale geldiğini belirtti. Bunun da asıl nedeni kaynakların giderek azalması olarak tahmin ediliyor. Yani hammadde savaşı sadece petrolde değil her gün sofralarımıza gelen porselen tabaklarda da yaşanıyor.
Anadolu da toprak ürünlerinde binlerce yıllık geçmişe sahip malum. Türkiye’deki kaolin kaynaklarının miktarı tam bilinmiyor, potansiyelin 450 milyon tona kadar çıkabileceğine dair veriler var. İşletilebilir yüksek kaliteli seramik ve porselen kili rezervi ise 35 milyon ton olarak hesaplanıyor. Ama ikinci en önemli hammadde olan feldispatta (Dünyadaki toplam rezervin 1.7 milyar ton olduğu tahmin ediliyor) Türkiye’nin payı yüzde 14. Ülkemiz, 240 milyon tonluk rezervi ile dünyadaki en büyük sodyum feldispat rezervine sahip ülke olarak gösteriliyor. Kuvars olmadan porselendeki parlak, cam yüzey sağlanması mümkün değil. Burada sıkıntı yok anladığım kadarıyla çünkü kaynaklara göre yerkabuğunun en bol elementlerinden biri olan silisyum dioksit bileşeninden oluşuyor.
Dünya nüfusu 8.3 milyar. Veriler porselen sofra ürünleri tüketiminin yıllık yüzde 5 arttığını söylüyor. “Hazıra dağ dayanmaz” der eskiler, buna bir de iklim değişikliğinin etkileri eklenince hammaddede sürdürülebilirlik sıkıntıları bir süredir öne çıkmış durumda.
‘YEŞİL PORSELEN’ YÜKSELİŞTE
Erbil Aşkan ve ekibi, bu sorunu uzun süredir kafaya takanlardan. Geniş bir ‘sürdürülebilirlik komitesi’ kurulmuş. Aşkan, “Porselen önemli, kaynaklar azalıyor. Bu yüzden çocuklarıma birer takım ayırdım. Gelecekte bulamayabiliriz” derken şirketin buna karşılık aldığı önlemleri de anlatıyor: “Gördüğümüz beyaz renk toprağın kendi rengi. Çin’in gücü buradan geliyor. O temiz toprağa sahipler. Bunu bulmak çok zorlaşıyor. İklim değişikliğinin de etkisiyle kaynak giderek azalıyor. Biz, Avrupa’dan getiriyoruz. Ama sonuçta bir gün daha killi olan malzemeyi beyazlaştırmak zorunda kalacağız. Yani o doğal dokunuş olmayacak. Çok büyük hammadde firmaları satın alındı, bir kartelleşme var bu alanda. Bu yüzden bir süredir atıkları dönüştürüp yeni seriler üretiyoruz. Dünya çapında ‘yeşil porselen’ üretimini işaret eden EPD belgesini aldık. Bu belgeyle üretilen ürünler çok tutuyor. Bir Norveçli rakip geldi bize sordu, ‘Nasıl aldınız bu belgeyi’ diye. Bu işe büyük zaman ve emek harcadık. Elektriğin yüzde 50’sini güneşten alıyoruz.”
Porselende EPD yani ‘Çevresel Ürün Beyanı’, sofra takımları ya da karoların hammadde çıkarımından üretim, kullanım ve geri dönüşümüne kadar tüm yaşam döngüsü boyunca çevreye olan etkilerini şeffaf, bilimsel ve doğrulanmış olarak sunan uluslararası bir belge niteliğinde. Almak kolay değil ama görünen o ki birçok porselen üreticisi bunun için kolları sıvamak zorunda kalacak.
YENİ FABRİKALAR YOLDA
Ekonomi mezunu olan Erbil Aşkan, çocukluğundan bu yana işin içinde. Sadece Horeca alanına yönelik üretim yapan şirkette, yıllık kapasite 40 milyon parça. Üretimin yüzde 60’ı ise ihraç ediliyor. 110 ülkeye satış yaptıklarını söyleyen Aşkan, yatırım planları hakkında da şu bilgileri verdi: “Mısır’da İskenderiye’de fabrika yapıyoruz. Vergi avantajı nedeniyle burayı tercih ettik. 50 milyon dolarlık bir yatırım olacak.
Katma değerli üretim Türkiye’de kalacak, diger gruplar ise Mısır’a kayacak. Özbekistan’da fabrikalar devraldık. Burada Orta Asya ve Rusya pazarlarını hedefliyoruz. Orada aylık 1.5 milyon parça üretilecek. Bunların dışında satın alma fırsatlarına bakıyoruz. Gözümüz Çin’in yerinde. Avrupa’daki rakipleri şu anda geçtik. Çin’e de üst segment porselen satıyoruz.”
Bir de toplumsal cinsiyet eşitliği detayı vereyim, Bonna’da 900 çalışan var, yüzde 60’ı kadın. Dahası yönetim kurulu ve icranın da yüzde 60’ını kadınlar oluşturuyor.
KADINLAR İÇİN ‘ORGANİK KURABİYE’ PROJESİ
Mis gibi bir kurabiyeyi iyilikle buluşturmak ne güzel bir fikir. İnsan ısırdığında bile dertlerini unuturmuş gibi geliyor. 2008’den bu yana faaliyet gösteren Saint-Gobain Foundation’ın (Saint-Gobain Vakfı), Türkiye’de yürüttüğü projelerden birinden bahsediyorum. Saint-Gobain Türkiye, özellikle 6 Şubat depremlerinin sonrasında sürdürülebilir projelerle bölgeye katkı sağlayan şirketlerden biri olmuştu. Projelerin büyük kısmı halen devam ediyor. Ama, ‘Ekonomik Olarak Dezavantajlı Kadınlar İçin Organik Kurabiye Üretim Tesisi’ projesinin ayrı bir yeri var. Kadifekale Organik Kurabiye Üretim Tesisi ve Anaokulu Projesi, ekonomik açıdan dezavantajlı kadınların meslek edinmesini ve istihdama katılmasını amaçlıyor. 2020’den bu yana devam ediyor bu çalışma. Ciddi bir gelir modeli yaratıldı bu sayede. Projenin önemli bir yönü de çalışan annelerin çocukları için anaokulu desteği sunması. Böylece kadınların iş hayatına katılımının önündeki önemli engellerden biri ortadan kaldırılmış oldu.
‘AĞAÇLARA FISILDAYAN’ KOLEKSİYON
Boyner, Yuvam Dünya Derneği ve Warner Bros. Discovery işbirliğinde yürütülen ‘Ağaçlar Fısıldıyor’ projesinde sokağa da yansıyan bir adım atıldı. Projenin ruhunu taşıyan bir koleksiyon oluşturuldu ve satışa sunuldu.
Hemen hatırlatayım; ‘Ağaçlar Fısıldıyor’ projesi, ormanda ağaçların görünmeyen iletişim ağlarından ilham alarak doğayı anlamanın, korumanın ve onunla yeniden bağ kurmanın önemine dikkat çeken bir farkındalık projesi. İlk adım Çanakkale’de atıldı. Orada eğitimler devam ediyor. Kapsül koleksiyondan giyilen her ürün de taşıyıcısına, ağaçlar arasındaki bu bağlantıyı anlatmak sorumluluğunu taşısa keşke...
Etiketler
- BIST
- DOLAR
- EURO
- ALTIN


