‘Öncelik her zaman dezenflasyon’
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomi yönetiminin önceliğinin her zaman dezenflasyon ve fiyat istikrarı olduğunu belirtti. OVP toplantısı sonrası soruları yanıtlayan Şimşek, “İç ve dış şokların etkisi büyümeyi, risk primindeki ve faizlerdeki düşüşü bir miktar sınırlamış olabilir. Biz doğru tepki verdik. Bugün Türkiye’de rezervler, brüt olarak martta eriştiğimiz zirvenin daha üstünde” dedi.
HAZİNE ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, OVP’nin açıklanmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Dezenflasyon ve fiyat istikrarının, programın her zaman en büyük önceliği olduğunu dile getiren Şimşek, bu konuda önemli yol katedildiğini belirtti. Yüzde 65 civarlarında olan enflasyonun, yüzde 30’un altına doğru ilerlediğine ve gelecek sene için de yüzde 20’nin altında bir öngörü bulunduğuna işaret eden Şimşek, fiyat istikrarına doğru güçlü adımlar attıklarını, bütüncül ve tam bir koordinasyon içinde dezenflasyon sürecini yönettiklerini vurguladı.
‘KAMU HARCAMALARI YÜZDE 33 DÜŞTÜ’
Şimşek, kamunun neredeyse bütün harcamalarının tasarruf tedbiri kapsamında olduğunu, bu konuda kararlı ilerlediklerine ve sonuç aldıklarına dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“HARCAMALARIN bütçe içerisindeki payı, geçen sene önceki 10 yılın ortalaması olan yüzde 4.6’dan yüzde 3.1’e düştü. Yani tasarruf genelgesi sayesinde, kamunun yaptığı harcamaları yaklaşık yüzde 33 düşürdük. Tasarruf konusunda hem samimiyiz hem kararlıyız. Meclisimiz, Bütçe Kanunu’nu kabul ettikten sonra bize harcama üst limiti veriyor. 2024’te bütçe harcama limiti 100 liraysa 96.7 lira harcadık. Bu sene de benzer bir durum olacak. Faiz dışı harcamalarda, bütçenin üst limitinin yüzde 1.2 altında olacağız. Hem makro açıdan hem de tasarruf genelgesi açısından bakarsanız, sonuç odaklı bir tasarruf uygulaması var.
PROGRAM, büyük stres testinden başarıyla geçti. Türkiye ekonomisi şoklara dayanıklı. Çok boyutlu iç ve dış şokların yaşandığı bir dönemde, büyüme sürdü. Rezerv yeterliliği devam ediyor. IMF’nin tanımına göre rezerv yeterliliğimiz 1.13. 1’in üzeri yeterli sayılıyor. Program başlamadan önce rezerv yeterliliği 0.71’di. Son 20-25 yılın ortalaması ise 0.9 civarıdır. Dolayısıyla Türkiye rezerv yeterliliğini sağladı. Bu önemli çünkü, şoklara karşı dayanıklılık için tampon oluşturmanız gerekiyor. Türkiye’nin risk primi (CDS) 260 seviyelerine indi.
FAİZ giderlerinin milli gelire oranı 2025’te yüzde 3.3. Gelecek sene yüzde 3.5’e çıkıyor. Daha sonraki iki yılda, tekrar 3.4 ve 3.3’e iniyor. Peki bu geçici artış nereden kaynaklanıyor? Temel sebep şu, 2023 ve 2024’te önemli faiz dışı açık verdik. Türkiye çok büyük bir deprem felaketi yaşamıştı, programla beraber depremin yaraları sarıldı, faiz dışı açığı bu yüzden verdik. Türkiye, 90 milyar doları deprem yaralarını sarmak için harcıyor. Bunun önemli bir kısmını borçlandık. Bunun faiz gideri olur ve faiz dışı açık verirsiniz. Bu, program sayesinde önemli bir risk teşkil etmiyor. Çünkü, OVP tekrar faiz dışı artışı ima eden bir patika sundu ve buna yönelik tedbirleri alacağız, alıyoruz. Önümüzdeki üç yılda, faiz dışı fazlayı hedefleyerek, faiz harcamalarının bütçe içindeki veya milli gelire oranla artışını engelleyeceğiz, tekrar düşüş patikasına koyacağız.
İÇERDEKİ OLAYLARIN ETKİSİ
İÇ ve dış konjonktürdeki gelişmeler, aynı zamanda olunca bu etkileri tamamen ayrıştırmak çok zordur. Nisan başında Trump’ın başlattığı ticaret savaşlarının etkisiyle, 19 Mart sonrası süreci birbirinden tamamen ayrıştırmak lazım... Çünkü üst üste geldi. Daha sonra yine bölgemizde olan İsrail-İran savaşı. Bunları tamamen ayrıştırmak çok zor ama şunu net şekilde söyleyebilirim, son bir haftada piyasalarda herhangi bir olağan dışı bir hareketlilik söz konusu değil. Dün gece de değildi, bugün de değil. Genel anlamda iç ve dış şokların etkisi büyümeyi, risk primindeki ve faizlerdeki düşüşü bir miktar sınırlamış olabilir. Biz doğru tepki verdik, kararlı şekilde dezenflasyon programını önceliklendirdik ve sonuç aldık.
İHRACAT, yatırım, tarım gibi alanlar aylık kredi büyüme sınırlamalarının dışında. Bunların kredileri toplam kredilerin neredeyse yüzde 50’sinden fazla. Bu sınırlamaların devam edip etmeyeceğine gelince; parasal aktarım mekanizmasının çok daha güçlü şekilde sonuç vermeye başlaması halinde, bu oranda ihtiyaç kalmayabilir. Takdir Merkez Bankası’nda.
KAYITDIŞI ZENGİNLER MESELESİ
VERGİDE adalet ve etkinlik konusu çok değerli. Kurumlar Vergisi oranını yüzde 30’a çıkardık. OVP kapsamında istisnaları azaltmaya devam edeceğiz ve özellikle kayıtdışı olup da kazanan kesimlerden, yani kayıtdışı zenginlerden daha fazla vergi almak için topyekun mücadelemizi devam ettireceğiz.
HASILAT tespitinde sadece bu sene 200-250 bin denetim yaptık. Fiilen sahada denetimler yapıyoruz. Kayıtlı çalışıp bütün sorumluluklarını yerine getirenle, kayıtdışı çalışan arasında adaletsizlik var. Adil rekabet sorunu. Bunu gideriyoruz. Onun için alacağımız bütün tedbirlerde tekrar söyleyeyim, vergide adalet ve etkinliği gözetmeye devam edeceğiz.”
Etiketler
- BIST
- DOLAR
- EURO
- ALTIN

