Altında sert fren! İşte yeni tablo
Sonraki Haber ›
Dönüşümün önündeki ilk engel finansman
Sıfır atıkla kârlı dönüşüm
Türkiye, 2017’de hayata geçirdiği Sıfır Atık modeliyle 365 milyar TL’lik dev bir ekonomi yarattı. Geri kazanım oranını yüzde 37.53’e çıkaran bu hamle, 54 milyon hanenin yıllık elektriğine eşdeğer tasarrufu bilançoya ekledi. 2053’te yüzde 70 hedefiyle yola devam eden strateji, atığı yeniden hammaddeye çevirerek sanayinin dışa bağımlılığını düşürecek.
PANDEMİDEN önce iş dünyasının diline pelesenk olan kelimelerden biri, Endüstri 4.0 idi. Son yıllarda öne çıkan kelime ise, sürdürülebilirlik. Aslında Türkiye, 1992’de Rio’da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’ndan sonra 1996’da sürdürülebilir kalkınma kavramını gündemine almış, bu kavramı Kalkınma Planlarına ve birçok politika belgesine yansıtmıştı. Yine de şimdiye kadar pek çok şirketin yıllık raporlarının son sayfalarında ‘yeşil bir dipnottan’ ibaret olan bu kelime; pazar payı kazandırmayan, yatırımcının pek önemsemediği ‘naif’ bir kelimeden ibaretti. Ancak artık değil. 2026 itibarıyla sürdürülebilirlik bir risk yönetim aracı ve finansal bir zorunluluk haline geldi. Sanayi Devrimi’nden bu yana karbon odaklı büyüyen piyasalar, artık net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak için alternatif temiz enerji kaynakları arıyor. Pek çok sektör sürdürülebilirliği bir ‘maliyet optimizasyonu stratejisi’ haline getirip, ciddi oranlarda enerji ve su tasarrufu sağlarken; bankalar ise sürdürülebilir finansmanda rekabet eder hale geldi. ABD’deki bir fabrikada, bir tür atık olan sentetik alçıyı çöpe atmak yerine çimento sanayisine ham madde olarak satılmasını sağlayan da yine sürdürülebilirlik. Dolayısıyla şirketler için yepyeni bir gelir kapısına da dönüşmüş durumda. Türkiye ise özel sektörün sağladığı ekonomik fayda bir yana, sadece Sıfır Atık Hareketi ile ülke ekonomisine 365 milyar TL net katkı sağladı.
STRATEJİK BİR GİRDİ
Çeşitli raporlarda öne çıkan gerçek ise şu: Küresel sanayi üretimi, doğal kaynakların yenilenme hızını aşan bir ham madde talebiyle karşı karşıya. Bu arz-talep dengesizliğinde Türkiye, Emine Erdoğan’ın başlattığı Sıfır Atık Hareketi ile atığı bir bertaraf maliyeti olmaktan çıkarıp stratejik bir ekonomik girdi haline getirdi. 2017’den 2025 yılı sonuna kadar geçen süreçte 36.1 milyon ton kâğıt-karton, 10.2 milyon ton plastik, 3.5 milyon ton cam ve 9.6 milyon ton metalin de aralarında bulunduğu toplam 90 milyon ton geri kazanılabilir atık, lisanslı işletmelerce işlenerek sanayiye geri kazandırıldı. Bu operasyonun ülke ekonomisine net katkısı 365 milyar TL olarak hesaplandı.
SADECE AMBALAJDAN YILLIK 5.8 MİLYAR TL
Ekonomik verimlilik sadece ham madde geri kazanımıyla sınırlı kalmadı. Toplanan atıklardan elde edilen 270 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu, enerji ithalatı üzerinde doğrudan baskı azaltıcı bir unsur oldu. Aynı süreçte 2 trilyon litre su tasarrufu sağlanarak, İstanbul gibi megakentlerin iki yıllık su ihtiyacına karşılık gelen bir kaynak korunmuş oldu.
Döngüsel ekonominin en kritik enstrümanlarından biri olan Depozito Yönetim Sistemi (DYS), Ocak 2025’te başlayan pilot sürecin ardından bugün 53 ilde operasyonel hale geldi. 834 iade noktası üzerinden sisteme dahil olan 12.5 milyon ambalaj, geri dönüşüm zincirinin ‘kaynağında ayrıştırma’ ayağını standardize ediyor. Türkiye Çevre Ajansı verilerine göre, yıllık 25 milyar ambalajın sisteme dahil edilmesiyle ekonomiye yıllık 5.8 milyar TL tutarında doğrudan ham madde geliri sağlanması öngörülüyor.
Etiketler
- BIST
- DOLAR
- EURO
- ALTIN


