Muğla’ya dev yatırım müjdesi! 2027’de ilk kazma vurulacak
Sonraki Haber ›
Bursa’ya yeni marka... Dacia yeni modeli Striker’ı Türkiye’de üretmeye başlıyor: Yüzde 40 yerliliği aşacak
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Genel Müdürü Ozan Uyar: Faizde ilk adım temmuzda gelir
Sene başında daha hızlı inen bir enflasyon patikası beklendiğini ancak bunun jeopolitik şoklarla sekteye uğradığını anımsatan Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Genel Müdürü Ozan Uyar, yılın ikinci yarısında da sıkı duruşun korunmasını, faiz indirimlerinin ölçülü olmasını ve kredi büyümesindeki tedbirlerin sürmesini bekliyor. Faiz indirimine yönelik ilk sinyalin ise 23 Temmuz’daki PPK’da gelmesini bekleyen Uyar, “Piyasa şu an yüzde 40 ile fonlanıyor. Bu ayki PPK’da bunun tekrar politika faizi
Yılın ilk yarısı İran savaşının da etkisiyle kesintiye uğrayan dezenflasyon süreci, haziranda yüzde 1’in altında gelen aylık enflasyon sonrası yeniden başladı. Hâl böyle olunca gözler, Merkez Bankası’nın (TCMB) 23 Temmuz’daki PPK’da duyuracağı faiz kararına çevrildi. Hatırlanacağı üzere TCMB, Ortadoğu’da yaşanan gerilimin yurtiçi piyasalara etkisini sınırlamak için birtakım tedbirler almış; politika faizinde artırıma gitmese de fonlama maliyetini artırmıştı. Bu da mevcutta yüzde 37 olan politika faizinin, üst koridor kullanımı ile yüzde 40’a çıkmasına neden olmuştu.
Yılın ikinci yarısına ilişkin genel ekonomik beklentileri ve bunların bankacılık sektörüne etkilerini konuştuğumuz Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Genel Müdürü Ozan Uyar, faizlerde hızlı bir gevşeme öngörmediklerini söylüyor. Ancak bu ay sonundaki PPK’dan sonra Merkez’in piyasayı yeniden yüzde 37’den fonlamaya başlamasını bekleyen Uyar, yeni bir negatif jeopolitik gelişme yaşanmaması durumunda da yıl sonuna doğru politika faizinde birkaç puanlık indirim olabileceği görüşünde.
* Yılın ilk yarısını hem Türkiye ekonomisi hem de Türk bankacılık sektörü açısından nasıl değerlendirirsiniz?
Türkiye 23 çeyrektir kesintisiz büyüyor. Bu yılın ilk çeyreğinde de yüzde 2.5’lik büyüme geldi. Bir önceki çeyreğe göre sınırlı bir artışla da olsa büyümeye devam ettik. İkinci çeyrekte ilk çeyreğe göre bir miktar daha olumlu bir büyüme beklentimiz var. Tabii bu yıla başlarken genel beklenti, daha hızlı inen bir enflasyon patikasıydı ama jeopolitik şoklarla karşılaştık. Gelinen noktada enflasyondaki düşüşün devam etmesini, fakat bu düşüşün seneye başlarken öngördüğümüzden bir miktar daha yavaş gerçekleşmesini bekliyoruz. Bankacılık sektörü de beklentilerini sene başındaki öngörülere paralel oluşturmuştu. Özellikle net faiz marjı tarafında daha hızlı bir toparlanma yaşanması, bunun da kârlılıklara olumlu yansıması bekleniyordu. Bir önceki seneye göre kârlılık yine toparlandı ama beklentilerin altında kaldı.
‘HAFTALIK REPO FAİZİ ‘BU AY DÜŞER’ BEKLENTİSİ
* Yılın geri kalanında nasıl bir görünüm bekliyorsunuz?
İkinci yarı faiz indirimlerinin daha ölçülü olacağı, sıkılaşmanın korunacağı, enflasyonun yine yüksek seviyelerde devam edeceği ve kredi büyümesindeki tedbirlerin devam edeceği bir dönem olur. Yani bankacılık açısından ilk yarıya benzer bir periyot yaşarız. Faizlerde çok hızlı bir gevşeme öngörmüyoruz. Enflasyon temmuz için de olumlu. Merkez Bankası da veri odaklı ilerliyor. Faizlere yönelik ilk öngörümüz, bu ayki toplantıda haftalık fonlamanın tekrar açılması. Piyasa şu an yüzde 40 ile fonlanıyor. Bunun tekrar politika faizi seviyesine gelmesini bekliyoruz. Her şeyin olumlu gittiği bir durumda ise yıl sonuna doğru politika faizinde birkaç puan indirim olabilir diye düşünüyoruz.
* Dezenflasyon programına yönelik gördüğünüz yurtiçi ve yurtdışı kaynaklı riskler neler peki ve güncel yıl sonu enflasyon-politika faizi öngörünüz nedir?
Belirsizlikler had safhada. Risk dediğiniz şey ölçülebiliyor, fiyatlanabiliyor, gerekirse sigorta edilebiliyor. Zaten risk yönetimi bankaların işi ama öngöremediğimiz çok şey oluyor. İran savaşı bunlardan biriydi. Enerji, petrol, emtia fiyatlarında hızlı bir yükseliş oldu ve ne kadar süreceği de öngörülemedi. Yıla başlarken yıl sonu enflasyon tahminimiz yüzde 26’ydı. Şimdi, enflasyonun yüzde 30 ve bir miktar daha altında bir seviyeyle yılı kapatmasını bekliyoruz.
* İlk 6 ay TSKB açısından nasıl geçti, yurtdışından sağladınız kaynak ve kullandırdığınız kredi miktarı nasıl değişti?
Bizim için çok verimli geçti. Ülkenin sürdürülebilir kalkınmasına ve reel sektörümüze aktif bir şekilde destek sağlamaya devam ettik. TSKB’nin son 2-3 yıldır kendi rekorlarını kırarak devam ettiği bir performansı var. 2024’te yüzde 11.7, 2025’te yüzde 11.2 reel kredi büyümesi yaşadık. 2024’te 1.8 milyar dolar yeni kredi kullandırımımız olmuştu, geçen sene bu rakam 2 milyar dolara çıktı. Bu yıl ilk çeyrek itibarıyla 820 milyon dolar civarı yeni kredi kullandırımımız oldu. 2025 sonuna kıyasla ilk çeyrek itibarıyla yüzde 6.3’lük reel kredi büyümesi sağladık. Bunu başarabilmemizin önemli bir kısmı da fonlama tarafındaki performansımız. Bizim özkaynak hariç fonlama yapımıza bakıldığında, ağırlıklı olarak kalkınma finansmanı kurumlarından sağladığımız krediler ön plana çıkıyor. 2024’te 700 milyon doların üzerinde yeni kaynak anlaşması yapmıştık. 2025’te bu rakam 1 milyar doları aştı. Bu sene ilk yarı itibarıyla yaklaşık 900 milyon dolarlık yeni kaynak anlaşması imzaladık.
* Peki kredi büyümelerine getirilen sınırlar olmasaydı TSKB’nin reel kredi büyümesi nasıl gerçekleşirdi?
Kalkınma bankasıyız ama büyüme sınırlarına tabiyiz. Sadece ticari bankalardan farklı olarak bazı alanlarda bize tanınmış istisnalar var. Yatırım teşvik belgesine bağlı yatırımların kredi sınırlarında belli muafiyetler var. Bizi çok etkilemedi, sınırlamalar olmasaydı da üç aşağı beş yukarı bu seviyelerde dururduk.
DÖVİZ KREDİLERİN AYINDA ARTIŞ
* Sanayicilerin son dönemde döviz cinsi kredilere yöneldiğini görüyoruz. Finansman maliyetlerinin mevcut seviyesi, TL ve döviz cinsi kredilerinizin payında nasıl bir değişim yarattı?
Geleneksel olarak bilançomuz yabancı para (YP) ağırlıklı. Son yıllarda genellikle TL faiz oranlarının yüksekliği ve öngörülemezlikler nedeniyle uzun vadeli yatırım kredileri ağırlıkla YP. Bizim 2025 sene sonunda YP kredilerin portföydeki payı yüzde 93’tü. İlk çeyrek itibarıyla yüzde 94’e çıktı. Reel sektörün TL tarafta finansman maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle döviz kredilerine kayması çok normal. Döviz geliriniz, ihracat geliriniz varsa kredi kullanımında döviz tercih etmek zaten bir zorunluluk. Kur riski tarafında hem firmalar hem bankacılık sektörü bilinçli. Çünkü geçmişte risklerin biriktiği ve hep birlikte yönetmeye çalıştığımız ve nihayetinde başarıyla yönettiğimiz dönemler oldu. Yılın ikinci yarısında TL faiz oranlarında çok majör bir değişiklik olmayacak gibi görünüyor.
KALKINMANIN REÇETESİ
* Ekonomideki büyüme yavaşlasa da sürüyor. Büyümeyle kalkınmanın farkını nasıl anlatırsınız ve ekonomik kalkınma için öncelikli olarak neler yapılmalı?
Kalkınma sadece ekonomik büyümeyi değil; sofranın büyümesini, herkesin bir tabağının olmasını ve herkesin sağlıklı yiyeceklerden yiyebilmesini de kapsıyor. Sosyal tarafın kuvvetlendirilmesi de kalkınmanın bir parçası. Ödevlerimiz var. Kısa vadeden ziyade orta ve uzun vadeyi önceliklendirmek gerekiyor. Öncelikle eğitim... Pozitif bilimlerde yetişmiş insanları destekleyeceğimiz politikalar önemli. Daha öngörülebilir bir ekonomik yapıyla firmalarımızın önünü görebildiği, yeni üretim tekniklerine kaynak aktarabildikleri daha sağlıklı bir faaliyet ortamının hazırlanması gerekir.
* Bugünkü deneyimizle başka bir sektöre girseydiniz?
Bankacıların her konuda fikri vardır ama işin detayı bambaşka. Her işin artıları ve eksileri var. Ben bankacılıkta kalayım.
* Küresel çapta bir lider, sanatçı vs. yemek yeme şansınız olsaydı kimi seçerdiniz?
Sevdiğim müzik gruplarıyla bir arada olmayı tercih ederdim. Kim diye sorarsanız o kadar çok ki... Geniş yelpazede dinliyorum. Rock da severim Türkçe müzik de... Zaman zaman klasik müzik de dinlediğim oluyor.
* Bu aralar neler okuyorsunuz peki?
Klasikleri de okuyorum fantastik edebiyat ve bilim kurgu da. Bu sene klasikleri okuyarak geçti. Son dönemde özellikle Türk yazarlardan beni etkileyenler oldu. Ahmet Büke, keşfettiğime çok sevindiğim bir yazar. Büke’nin Deli İbram Divanı’nı çok beğendim.
YENİ KREDİLERİN YÜZDE 20’Sİ ENERJİYE
* İran savaşının maliyetlerde yarattığı baskı verdiğiniz kredilerin sektörel dağılımını etkiledi mi?
Çok majör bir etkisi olmadı. Kredilerimizin yüzde 94’ü uzun vadeli yatırım kredilerinden oluşuyor. Portföyümüze bakıldığında, ağırlıkla yenilenebilir enerji üretimi başta, bunu demir-çelik, kimya, plastik ve gıda izliyor. Enerjinin bu seneki yeni kredi kullandırımımızda da yüzde 20 payı var. Bir miktar finansal kuruluşlardaki kullandırımımız azaldı, metal ve makine sektörlerindeki kullandırımımız ise arttı. İki ana değişim bu.
Etiketler
- BIST
- DOLAR
- EURO
- ALTIN


