IMF operasyonel faaliyetlerinde 79 yılı geride bırakıyor

28.02.2026 - 14:25 | Son Güncelleme :
IMF operasyonel faaliyetlerinde 79 yılı geride bırakıyor | Genel Haberler

Uluslararası Para Fonu (IMF), finansal operasyonlarına başlamasının üzerinden geçen 79 yılda küresel ekonomik istikrarın merkezindeki kurumlardan biri olma özelliğini koruyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası küresel ekonomik istikrarı sağlamak ve uluslararası para sistemini yeniden inşa etmek amacıyla temelleri Temmuz 1944'te Bretton Woods Konferansı'nda atılan IMF, 27 Aralık 1945'te kuruldu ve 1 Mart 1947'de fiilen çalışmalarına başladı.

Büyük Buhran ve İkinci Dünya Savaşı'na yol açan hatalardan kaçınmak için küresel işbirliğine dayalı yeni bir ekonomik düzen planlamak üzere Bretton Woods Konferansı'nda bir araya gelen 44 müttefik ülkenin temsilcileri tarafından kurulan Fona, uluslararası para işbirliğini teşvik etme, ticaret ve ekonomik büyümeyi destekleme ve refaha zarar verecek politikaları engelleme görevleri verildi.

Haberin Devamı

40 ülkeyle operasyonlarına başlayan IMF, 1950'lerde Soğuk Savaş'tan 1960'larda Afrika'nın bağımsızlık süreçlerine, 1970'lerde Vietnam Savaşı ve petrol krizlerinden 1980'lerde uluslararası borç krizine, 1990'larda Komünizmin çöküşü ve borç hafifletmesinden 2000'lerde Küresel Finansal Kriz ve 2020'lerde Kovid-19 salgınına kadar pek çok tarihi kriz döneminde kritik rol oynadı.

Üye ülke sayısı bugün 191'i bulan Fonun kredi verme kapasitesi ise yaklaşık 1 trilyon dolara ulaştı. 

IMF'NİN GELENEKSEL AJANDASI YENİ NESİL ZORLUKLARLA GENİŞLİYOR

İlk büyük sınavını 1956'daki Süveyş Krizi sırasında veren IMF, ilk kez büyük ölçekli kredi paketlerini bu dönemde onayladı.

Küresel finansal mimarinin önemli bir değişimden geçtiği 1971 yılına gelindiğinde, ABD'nin doların altına dönüştürülebilirliğini askıya almasıyla "altın konvertibilitesi" sona erdi. Bu durum Bretton Woods'un sabit kur sisteminin yıkılmasına ve bugünkü esnek döviz kuru rejimine giden yolu açtı. Bu dönüşümle birlikte IMF'nin rolü de sabit kur sistemini yöneten bir yapıdan ekonomik "gözetim" mekanizmasına evrildi.

Haberin Devamı

Fon, özellikle 1980'lerden itibaren küresel krizlerde merkezi "kriz yöneticisi" rolünü üstlenerek uluslararası finansal sistemin önemli parçası haline geldi.

Tarihi boyunca çeşitli eleştirilerin odağında da yer alan IMF'nin özellikle kriz dönemlerindeki mali kemer sıkma önerileri, büyüme ve sosyal refah üzerindeki etkileri nedeniyle tartışmaları beraberinde getirdi.

Fon, bugün ise geleneksel politikalarının ötesine geçerek iklim değişikliği ve dijitalleşme gibi yeni nesil küresel zorluklara odaklanan daha geniş bir çerçevede faaliyetlerini sürdürüyor. 

TÜRKİYE'NİN IMF İLE YOLCULUĞU

Türkiye'nin IMF ile olan yolculuğu, kurumun operasyonlara başlamasından sadece 10 gün sonra 11 Mart 1947'de üye olmasıyla başladı.

IMF verilerine göre, 1 Ocak 1961'de başlayan ilk stand-by anlaşmasından 10 Mayıs 2008'de sona eren son anlaşmaya kadar geçen sürede Türkiye, Fon ile toplamda 19 ayrı program yürüttü.

Türkiye için bu süre zarfında toplam 37,7 milyar SDR (Özel Çekme Hakkı) tutarında kaynak tahsis edilirken, bunun yaklaşık 30,6 milyar SDR'lik kısmı fiilen kullanıldı.

Özellikle 2000'li yılların başındaki ekonomik krizlerin ardından uygulanan istikrar programları, iki taraf arasındaki ilişkinin en çok yoğunlaştığı dönem oldu.

Türkiye'nin son stand-by düzenlemesi kapsamında IMF'den aldığı borcun son taksitini 14 Mayıs 2013'te ödemesi, ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını araladı.​​​​​​​

Son 10 yılı aşkın süredir Türkiye ve IMF arasındaki iletişim, doğrudan bir kredi veya program ortaklığından ziyade üye ülkelerin tamamı için geçerli olan "4. Madde" kapsamındaki teknik işbirliği sınırları içerisinde kalıyor. 

4. MADDE KONSÜLTASYONLARI ARACILIĞIYLA GÖZLEM VE ANALİZ YAPILIYOR

Üye ülkelerle yıllık olarak istişarelerde bulunan IMF, "4. Madde konsültasyonu" olarak bilinen bu temaslar aracılığıyla ülkelerin ekonomik durumunu değerlendirmeye ve gelecekteki mali sorunları önlemeye çalışıyor.

Haberin Devamı

IMF'nin üye ülkelerin ekonomik sağlığını düzenli olarak denetleme yükümlülüğünün bir parçası olan sürecin sonunda raporlar hazırlanıyor.

Bugün Türkiye-IMF ilişkilerinin en somut ayağını, 4. Madde konsültasyonu uyarınca yürütülen görüşmeler oluşturuyor.

IMF heyetleri, bu kapsamda Ankara ve İstanbul'da ekonomi yönetimi, merkez bankası yetkilileri ve özel sektör temsilcileriyle bir araya gelerek veri topluyor.

Madde kapsamında hazırlanan raporlar, Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyeli, enflasyon patikası ve dış finansman ihtiyacı gibi temel parametreler üzerine tarafsız bir dış gözlem sunuyor.

Ancak bu raporların Türkiye açısından bağlayıcılığı bulunmazken, değerlendirmeler daha çok küresel yatırımcılar ve kredi derecelendirme kuruluşları için bir referans niteliği taşıyor. 

"TÜRKİYE'NİN DEZENFLASYON PROGRAMI BAŞARILAR GÖSTERİYOR"

IMF'nin bu ay Türkiye ile tamamladığı son temaslar, Türkiye'nin makro-finansal istikrarı sağlamaya yönelik teknik kapasitesi ve politika uyumunu ortaya koyuyor.

Türkiye ile 4. Madde konsültasyonuna ilişkin IMF'den yapılan açıklamada, ülkenin dezenflasyon programının başarılar gösterdiği belirtiliyor.

Açıklamada, "Mevcut politika bileşimi, dezenflasyon ile istikrarlı büyümeyi dengelemeye devam ediyor." değerlendirmesi dikkati çekiyor.

Dezenflasyonun kalıcı hale getirilmesi, dış tamponların daha da güçlendirilmesi ve kapsayıcı orta vadeli büyümenin desteklenmesi için daha sıkı bir makroekonomik politika bileşimi ile iddialı yapısal reformların gerekliliği de IMF açıklamasında vurgulanıyor. 

TÜRKİYE İÇİN DAHA ÖNCE ÖNGÖRÜLENDEN DAHA GÜÇLÜ BÜYÜME BEKLENİYOR

IMF'nin ocak ayında yayımlanan "Dünya Ekonomik Görünüm" raporunda, küresel ekonominin 2026'da yüzde 3,3 ve 2027'de yüzde 3,2 büyüyerek dirençli kalmaya devam etmesinin beklendiği belirtiliyor.

Raporda, dünya ekonomisinin bu istikrarlı performansının ayrışan güçlerin birbirini dengelenmesinden kaynaklandığı vurgulanırken, değişen ticaret politikalarından kaynaklanan olumsuz rüzgarların yapay zeka dahil teknolojiyle ilgili artan yatırımlar, mali ve parasal destekler, genel olarak destekleyici finansal koşullar ve özel sektörün uyum sağlama kabiliyetiyle dengelendiği ifade ediliyor.

Küresel manşet enflasyonun, 2025 yılı için öngörülen yüzde 4,1 seviyesinden 2026'da yüzde 3,8'e ve 2027'de yüzde 3,4’e gerilemesinin beklendiği aktarılan raporda, görünüme yönelik risklerin aşağı yönlü eğilimini koruduğuna dikkat çekiliyor.

Raporun Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinde ise ülkede Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyümesinin güçlü kalmaya devam ettiği belirtilirken, büyüme oranının 2025'te yüzde 4,1 olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıla ilişkin büyüme tahminlerinde geçen yıl ekim ayı raporuna göre yukarı yönlü revizyona gidilirken, 2026'da yüzde 4,2 ve 2027'de 4,1 büyüme öngörülüyor.


Etiketler

Bu haberi okuyanlar bunları da okudu
 
KAPANIŞLAR (BIST)
BUGÜN 1000 TL NE OLDU?
988 TL        
BORSA
1.001 TL        
DOLAR
1.001 TL        
EURO
1.014 TL        
ALTIN
 
bigpara

Copyright © 2026 Tüm hakları saklıdır.
Hürriyet Gazetecilik Matbaacılık A.Ş.

YASAL UYARI:
Piyasa verileri Foreks Bilgi İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. Üye girişi yapılan Canlı Borsa sayfaları haricinde Hisse senedi verileri 15 dk gecikmelidir. Tahvil-Bono-Repo özet verileri her durumda 15 dk gecikmelidir.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bununla beraber gerek site üzerindeki, gerekse site için kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve sitedeki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kar yoksunluğundan, manevi zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan dolayı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez.

BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz.