NATO Forumu’nda Cevdet Yılmaz’dan kritik mesaj: Yaptırımlar kaldırılmalı
Sonraki Haber ›
Radarlar onu göremeyecek, düşman kaçamayacak! Kritik engeli aşan KAAN gökyüzüne hazır... İşte KAAN'ın genel özellikleri
Trump'tan yeşil ışık! F-35’ler Türkiye’ye geri mi dönüyor? Bir savaş uçağından daha fazlası...
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara'da düzenlenen 36. NATO Liderler Zirvesi'nde Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edileceğin sinyalini verdi. Türkiye'nin yeniden programa dahil olması, savunma sanayi açısından önemli bir gelişme olarak görülüyor. Peki F35'in özellikleri neler? İşte Türkiye'nin F-35 serüveni...
ABD Başkanı Trump bugün NATO Genel Sekreteri Rutte ile düzenlediği ortak basın toplantısında Ankara'nın çok büyük bir asker güç olduğunu tekrar vurgulayarak Türkiye F-35'leri alacak' dedi.
Trump dün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile düzenlediği basın toplantısında da Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına yeniden katılmasına yeşil ışık yakarak 'neden olmasın ki' demişti.
TÜRKİYE'NİN F-35 SERÜVENİ
Türkiye başlangıçta F-35’lerin ortak üretim programında yer almış hatta bu savaş uçağının çok sayıda parçasının üretimini üstlenmişti. Savunma Sanayii İcra Komitesi kararıyla Türkiye, 7. uluslararası ortak (partner) olarak F-35 projesinin Sistem Geliştirme ve Gösterim (SDD) fazına resmi olarak katıldı. Türkiye, projede "3. Seviye" ortak konumundaydı ve toplamda 100 adet F-35A uçağı satın almayı planlıyordu. Daha sonra Türk Donanması envanterine katılan havuzlu çıkarma ve SİHA gemisi TCG Anadolu'da kullanılmak üzere dikine iniş kalkış yapabilen F-35B modeli uçağı da alınması gündemdeydi.
Ancak Türkiye, Rusya’dan 2019 yılında S-400 hava savunma sistemleri satın alınması sonrası ABD tarafından bu programdan haksız yere çıkartıldı. Türkiye’nin parasını ödediği 6 adet F-35 savaş uçağı da bu kararın bir parçası olarak Amerika’da hangara çekildi. Türk şirketlerinin F-35 programına parça üretimi de durduruldu. Ancak Türkiye F-35'lerden vazgeçmedi ve bugüne kadar programa yeniden dahil olmak ve 6 adet uçağı teslim almak için girişimlerini aralıksız sürdürdü.
Savunma sanayi tarihinin en büyük, en maliyetli ve en çok tartışılan uluslararası askeri programlarından biri olan F-35 Lightning II, beşinci nesil savaş uçağı teknolojisinin zirvesini temsil ediyor. İşte gökyüzünün kurallarını yeniden yazan F-35’in kökenleri, gelişim süreci ve teknik kabiliyetleri:
F-35 TARİHÇESİ: SOĞUK SAVAŞ SONRASI YENİ KONSEPT
F-35’in hikayesi, 1990’ların başında ABD ordusunun farklı kuvvetlerindeki (Hava, Deniz ve Deniz Piyadeleri) eskiyen uçak filosunu (F-16, A-10, F/A-18, AV-8B Harrier) tek bir temel tasarımla değiştirme fikriyle başladı.
ABD Savunma Bakanlığı, 1993 yılında Müşterek Taarruz Uçağı (Joint Strike Fighter - JSF) programını başlattı. Amaç, maliyetleri düşürmek için ortak bir gövde kullanırken, farklı kuvvetlerin ihtiyaçlarına göre optimize edilmiş üç varyant üretmekti. Program için Boeing (X-32) ve Lockheed Martin (X-35) prototipleri yarıştı. 26 Ekim 2001 tarihinde Pentagon, milyarlarca dolarlık ihaleyi Lockheed Martin’in kazandığını açıkladı. F-35A ilk uçuşunu 15 Aralık 2006'da gerçekleştirdi. Ancak yazılım hataları, yapısal çatlaklar ve bütçe aşımları nedeniyle proje uzun yıllar boyunca sert eleştirilere maruz kaldı ve takvimlerin gerisinde kaldı. Uçak, ilk olarak 2015 yılında ABD Deniz Piyadelerinde (F-35B), ardından 2016'da ABD Hava Kuvvetleri'nde (F-35A) operasyonel hazır hale geldi. İlk muharebe görevi ise 2018 yılında İsrail Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirildi.
ÜÇ FARKLI SÜRÜM: TEK GÖVDE, ÜÇ FARKLI GÖREV
F-35, "tek bir uçak tüm işleri yapsın" mantığıyla tasarlansa da operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda üç farklı varyantta üretildi:
F-35A Geleneksel Kalkış ve İniş (CTOL). En hafif, en hızlı ve en yaygın modeli (ABD, NATO Müttefikleri Hava Kuvvetleri vb.)
F-35B Kısa Kalkış ve Dikine İniş (STOVL). Uçak gemileri ve kısa pistler için tasarlandı. (ABD Deniz Piyadeleri, İngiltere Kraliyet Donanması)
F-35C Uçak Gemilerine Uygun Varyant (CV). Daha geniş kanatlara ve mancınık sistemine sahip. (ABD Deniz Kuvvetleri)
ÖNE ÇIKAN ÖZELLİKLERİ: BİR SAVAŞ UÇAĞINDAN DAHA FAZLASI
Uzmanlar F-35’i sadece bir "it dalaşı" uçağı olarak değil, gökyüzündeki bir "uçan bilgisayar ve veri merkezi" olarak tanımlıyor. F-35’in gövde tasarımı, radar dalgalarını emen özel kaplaması ve mühimmatını gövde içinde taşıma kabiliyeti, uçağın düşman radarları tarafından fark edilmesini neredeyse imkansız hale getiriyor. Bu sayede uçak, düşman hava savunma sistemlerini aşarak "deep strike" (derin saldırı) özelliğine sahip.
Saatte 1.6 mach (1930) kilometre azami hıza ulaşabilen uçakta 1 adet Pratt&Whitney F135-PW-100 turbofan motora sahip. Uçağın mezili ise dahili yakıt ile 2172 km'den fazla.
PİLOTLARA ÖZEL KASKLAR
F-35, pilotun kaskına entegre edilmiş AN/AAQ-37 Dağıtılmış Diyafram Sistemi (DAS) sayesinde pilota 360 derecelik bir görüş açısı sunuyor. Pilot, uçağın altındaki veya arkasındaki gelişmeleri doğrudan kask vizöründen görebiliyor. Bu kasklar pilotlara özel olarak üretiliyor.
Gelişmiş AESA radarı ve elektro-optik hedefleme sistemleri, toplanan tüm verileri tek bir ekranda birleştirerek pilota durumsal farkındalık sağlıyor.
AĞ MERKEZLİ HARP KABİLİYETİ VE TÜRK SİHALARI
F-35, sadece kendi hedeflerini vurmakla kalmıyor; çevredeki diğer uçaklar, gemiler ve kara unsurlarıyla gerçek zamanlı veri paylaşımı yaparak savaşı yöneten bir komuta kontrol merkezine dönüşebiliyor. F-35'lerin Türk Hava Kuvverlerine katılması ise KIZILELMA ve ANKA-3 gibi yerli ve milli SİHA'ların bu platforma entegre olarak çalışması bekleniyor.
GÜNCEL DURUM VE KÜRESEL ETKİ
Bugün F-35; ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Avustralya, Japonya, Güney Kore gibi birçok ülkenin hava kuvvetlerinin omurgasını oluşturuyor. Ukrayna-Rusya savaşı sonrası değişen küresel güvenlik mimarisi nedeniyle Almanya, İsviçre ve Finlandiya gibi ülkeler de filolarını F-35 ile güçlendirme kararı aldı.


